Afyon Sandıklı İlçemiz 13–15 Mayıs 2010 tarihlerinde tarihinin en güzel, en anlamlı, en verimli günlerini yaşıyor…
Sandıklı İlçe Kaymakamı, Elâzığ kamuoyu ve sanat camiasının yakından tanıdığı bir isim, Samet Ercoşkun…
Sn. Ercoşkun, 2005–2006 tarihlerinde Elâzığ Sivrice Kaymakamlığı’nda bulunuyor.
20–22 Eylül 2006 tarihinde, Hazar Gölü kıyısında Mağcan Cumabay anısına yapılan 14. Uluslar arası Hazar Şiir Akşamlarının organizasyonu’nda hafızalarda iz bırakan hizmetleri oluyor…
Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları, Elâzığ’ı Anadolu’ya, Uluğ Türkistan’a, gönül coğrafyamıza taşıyan bir markadır!
Samet Ercoşkun, Cumhuriyet Döneminin en köklü bir organizasyonu olan Uluslar arası Hazar Şiir Akşamlarının bir modelini öncelikle görev yaptığı Simav’a taşıyacaktı… Sonra Yunus diyarı Sandıklı’ya…
Sandıklı Kaymakamı Samet Erdoğan, başarılı bir idarecidir… Daha geçtiğimiz yıl, Türk İdareciler Derneği Genel Merkezi tarafından her yıl geleneksel olarak verilen “Vali Celalettin Tüfekçi Meslek Ödülü”ne layık görülmüştür…
Sandıklı, termal tesisleriyle bilinen Anadolu’nun en eski tarihi yerleşim merkezlerinden birisidir. 2000 yılında İlçenin genel nüfusu, 76.700’dür…
“Yunus Gönüllüleri”ni Sandıklı da buluşturan, Sandıklı Yunus Emre Şiir Şölenine Elâzığ’dan; Elâzığ Belediyesi Harput Kürsübaşı Topluluğu, Esat Kabaklı, Hasan Öztürk ve Zülfü Demirtaş gibi Türkiye’nin yakından tanıdığı Elâzığlı sanatçılar ile Şener Bulut, Günerkan Aydoğmuş, R. Mithat Yılmaz, Hadi Önal, Gazi Özcan, Yurdal Demirel, Doğan Sever, Nihat Gazezoğlu, H.Gazi Özcan, Mehmet Kılınç, M.Şükrü Baş, Muammer Aksoy ve Elâzığ İl Kültür ve Turizm Müdürü Tahsin Öztürk şehrimizden katılıyorlardı…
“Gelin tanış olalım/ İşi kolay kılalım/ Sevelim ve Sevilelim/ Dünya kimseye kalmaz” diyen Yunus’un anlamlı hizmetini kendilerine şiar edinen şairlerimiz, yazarlarımız ve ediplerimiz, Sandıklı da bir araya, ‘gönül yapmaya’ sevgi bayrağını Anadolu’nun semalarında yükseltmeye koşacaklardı…
Elâzığ’dan, Hazar’ın efsunlu ikliminden yükselen meşale, Anadolu’da; asrın Yunusları, asrın Horasan Erenleri, asrın bilge kişileri tarafından yakılacaktı!
O şefkat ve merhamet damarlarıyla beslenen ‘şiirin efsunkâr havası…’ tatlı esintileriyle, gönül sultanı, Yunus’un diyarı Sandıklı’daydı… Anadolu’yu bir yürek yapan bu bayrak hiç inmesin, hiç susmasın diyoruz…
Anadolu’yu, Uluğ Türkistanı, Gönül coğrafyamızı Anadolu’da, hürriyet kasidelerinin yakıldığı Afyon’da, Sandıklı’da birleyen yürekli idarecilerini, Sn. Samet Ercoşkun’a bir daha gönül dolusu selamlarımızı iletiyorum…
20 Mayıs 2010 Elazığ/Günışığı Gazetesi
11 Mayıs Salı sabahı bir grup şair, yazar, yayıncı, Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesine hareket ettik. İlimiz Turizm ve Kültür Müdürü Tahsin Öztürk, Fırat Televizyonu Müdürü Hüseyin Gazi Orhan’la iki de kameramanı bizimleydi. Başka bir arabayla da Elazığ Belediyesi Harput Kürsübaşı Topluluğu yola çıkmıştı. Ayrıca Devlet Halk Müziği Koro sanatçıları Zülfü Demirbaş Sivas’tan, Hasan Öztürk Ankara’dan ve halk müziği sanatçımız Esat Kabaklı İstanbul’dan Sandıklı’ya gelecekti. Yurdun dört bir yanından ve Azerbaycan’dan gelecek ses ve söz ustalarını da sayacak olursak buna sayfalar yetmez.
— Ne vardı Sandıklı’da?
Tek cümleyle; “Anadolu Yunus’tur Şiir Şöleni” vardı, demek mümkünse de bizce; “Ne yoktu ki Sandıklı’da” demek daha yerinde olacaktır. Şiir vardı, müzik vardı, sohbet vardı, sevgi vardı, dostluk vardı, tanış olmak-biliş olmak vardı; sözün hülasası biz vardık, bizim kültürümüz vardı.
Eski Sivrice Kaymakamı, Elazığ Vali Yardımcısı; şimdi Sandıklı Kaymakamı Samet Ercoşkun’un önderliğinde düzenlenen, “Anadolu Yunus’tur Şiir Şöleni” için bunca insan taşınıyordu Sandıklı’ya. Daha önce de Kütahya/Simav’da benzeri bir organizasyonu gerçekleştirmişti Ercoşkun. Öyle anlaşılıyordu ki nereye gitse bu faaliyeti oraya taşıyacak; oradan Yunus’un “Gelin tanış olalım/İşi kolay kılalım/Sevelim, sevilelim” çağrısını sönmez bir meşale gibi tutuşturacaktı güleç yüzlü, bilge duruşlu Ercoşkun Kaymakam.
Sandıklı şanslı bir ilçeydi. Böylesine üstün vasıfları haiz bir kaymakamın yanında genç, dinamik, sanata-kültüre sıcak bakan bir de Belediye Başkanı vardı çünkü. Sandıklı Şehremini İsmail Elibol’u da biz gerçekten emin, bastığı yeri bilen, Sandıklı’nın güzel insanına layık bir başkan olarak gördük.
Sandıklı Kaymakamlığının tertip ettiği, “Anadolu Yunus’tur” şiir şöleninin hiç de gizli imalar, imajlar taşımayan bir mesajı vardı. Bu ibareyle demek istiyordu ki Sandıklılı; “Kimilerinin şuursuzca ortaya attığı, ‘hepimiz şuyuz, buyuz’ sloganına karşılık, biz, tüm Anadolu insanı, tek davası sevgi olan, birlik-beraberlik olan Yunus’uz. Biz, biziz ve bizim Yunus’uz!”
Bu dünyaya gönüller yapmaya geldiğini söyleyen Yunus Emre’nin ve hocası Taptuk’un Sandıklı’da mezarı veya makamı vardı. Eski Çayköy’de; yeni ismiyle Yunus Emre Mahalllesi’nde bulunan bu kabirleri ziyaret ettik. Kalb sarkacımız Koca Yunus’un “bende değülem” dediği aşk dünyası ile günümüzün benlik, bencillik dünyası arasında gitti geldi. Kabri başında fatihalar okurken sesini işitir olduk. Diyesiydi ki;
Hayra döndü benim işim
Endişeden azâd başım
Nefsimin başını kestim
Kanatlandım uçar oldum.
Sandıklı’da “Anadolu Yunus’tur Şiir Şöleni” boyunca şuna şahit olduk:
Elazığlılar burada en kalabalık ekip halindeydi ve programa elinden geldiğince katkıda bulunmak istiyordu. Elazığ’da Hazar Şiir Akşamları’nı ihdas etmiş; yıllarca da bu uluslararası faaliyetin organizatörlüğünü yapmış olan Şener Bulut, Sandıklı’da bir misafirden ziyade ev sahibi gibiydi. Ayağı altına gelmemecesine koşturup duruyordu.
Sandıklı Kaymakamlığının resmî davetiyesinde etkinliğe katkıda bulunan kurumlar-kuruluşlar arasında Elazığ Belediyesi ile Fırat Üniversitesi’nin bulunması bizler için ayrı bir iftihar vesilesi idi. Hele, Elazığ Belediyesi’nin Kürsübaşı Korosu ve Halk Oyunları ekibinin bu faaliyetin açılışında ve ikinci günündeki göz dolduran-gönül doyuran icraatları doğrusu kayda değerdi.
Elazığ grubu, işin daha başında Malatya’dan geçerken bir dostluk-kardeşlik buluşması gerçekleştirdi. Kahvaltımızı Malatya Vilayet Parkı’nda Malatya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yaşar Karaaslan ve Malatya Valiliği Kültür Sanat Proje Koordinatörü Dr. Suat Yalçınsoy’la birlikte yaptık. Turizm ve Kültür Müdürümüz Tahsin Öztürk’le karşılıklı dostluk mesajları verildi, ileride yeni buluşmaların kararı alındı.
Saat 13.00 sıraları Kayseri’deyiz. Erciyes Kartalı Nevzat Türkten Ağabeyi alıyoruz arabamıza. Kayserili şair Fazıl Ahmet Bahadır da Sandıklı’ya gelenlerden. Dönüşte ise İsmail Özmel Beyi Aksaray’da, bu iki dostumuzu Kayseri’de bıraktıktan sonra yolumuza devam edeceğiz.
Öğlen sonu Nevşehir’de, eski Elazığ Valisi Osman Aydın’ı makamında ziyaret; Elazığ günlerine uzayan tatlı bir sohbet. Geçen sene Ürgüp’e gittiğimizde de uğramıştık; lakin Sayın Aydın yurt dışında olduğu için görüşmek nasip olmamıştı.
Akşama doğru Konya. Elazığ’dayken karar almışız; Konya’ya zaman ayıracağız. Mevlâna’yı, Mevlâna Müzesi’ni ziyaret edeceğiz. Darende’den geçerken de Somuncu Baba’ya uğramıştık. Adeta güzergâhımızdaki bu yol fenerlerinden ışık isteye isteye, hayır-dua ala ala gidiyoruz Yunus’a, Yunus diyarına. Hatırıma düşen bu koca âşığın dörtlüğünü okuyorum Mevlâna’ya;
Âşık oldur Hakk’a vara
Hak derdine kıla devâ
Bizim için hayır dua
Kılanlara selâm olsun.
Günün geç vaktinde, gece vasıl oluyoruz Sandıklı’ya. Doğruca, ilçe dışında; henüz bir aydır açılmış beş yıldızlı Termal Park Otel’e götürülüyoruz.
Tanıtım katalogunda denildiği gibi, “Şifalı suların merkezinde bir cennet” Park Otel. Bu şiir şölenine büyük destek veren 642 yatak kapasiteli; termal havuzları, çamur banyoları, buhar odaları ile eşsiz bir şifa merkezi. Beş yıldızlı bir otel olmasının verdiği sorumlulukla akla gelebilecek her türlü aktivite ve hizmet de cabası.
Bu güzel otelde bir güzelce dinlendikten sonra Sandıklı günlerini yaşamaya ve yazmaya devam edeceğiz efendim.